اذا لم تجد ما تبحث عنه يمكنك استخدام كلمات أكثر دقة.
İslam, insanların -ister Müslüman ister zimmi olsun- güvenliğini sağlama sorumluluğunu üstlenmiştir. Güvenlik meselesini, İslam'ın zirvesi olan "cihad"ın bile önüne koymuştur. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: *(Ey iman edenler! Tedbirinizi alın, sonra topluca veya bölük bölük savaşa çıkın)* (Nisa, 71). Burada, savaşa çıkmaktan önce tedbir almayı emretmiştir. Çünkü içinde beşinci kol faaliyetleri olan bir ortamda ne bir cihad başarıya ulaşabilir ne de bir yönetim istikrar kazanabilir. Bu nedenle yüce Kur'an, bu tür insanlardan ve bu hastalıktan sıkça bahsetmiş, onların özelliklerini açıklamış, tehlikelerine dikkat çekmiş ve onları tespit etmek için İslam'a özgü yöntemler sunmuştur. Bu yöntemler, diğer güvenlik sistemlerinden farklıdır.
İslam, bu konuda büyük bir özen göstermiş, gece-gündüz, gizli-açık her durumda bu beşinci kolu takip etmiştir. Ancak bu takipte sınırı aşmamış, aşırılığa kaçmamıştır. Gereğinden fazla şüpheye kapılmamış, çünkü bu durum insanlara zarar verebilir veya toplumun genel düzenini bozabilir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: *"Bir lider, halkı hakkında şüpheye düşerse onları bozar."* Bu, gerçekten de İslam dışı sistemlerde görülen bir durumdur. Bu sistemler, halklarına karşı aşırı şüpheci olmuş, her dürüst ve sahtekarı sorgulayıp suçlamış, bu da insanların iç dünyasını bozmuş, niyetlerini kötüleştirmiştir. Sonuç olarak insanlar, doğruyu gösteriş için yapar, yanlışı ise münafıklıkla terk eder hale gelmiştir. Bu durumda bir ülke istikrar kazanamaz, güvenlik sürdürülemez. Çünkü Allah için olan işler kalıcı ve sürekli olur; başkası için olan işler ise kesilir ve yok olur.
Bu araştırmayı derleyip üzerinde çalışmaya beni teşvik eden şey, Şam sahası ve genel olarak İslam dünyasında bu alandaki zayıflık ve temel, hatta basit güvenlik kavramlarının birçok liderde ve bireyde eksik olmasıdır. Bu durum, safların zayıflamasına, moralin düşmesine ve hedefe ulaşma azminin kırılmasına neden olmuştur. Ayrıca, başarıya nasıl ulaşılacağı, toplulukların nasıl yönetileceği konularını açıklama ihtiyacını hissettim.
Bu çalışmanın, sağlam ve dayanıklı bir toplumun inşası yolunda bir tuğla olmasını umut ettim. Bu toplum, her hainin niyetini sezen, her düzenbazın planını bilen, her olayın farkında olan, kolayca kandırılmayan bir yapı haline gelmelidir. Bu toplum, aralarında boşluk olmayan, sımsıkı kenetlenmiş bir bina gibi olacak, beşinci kol faaliyetlerine yer bırakmayacaktır. Eğer bu tür faaliyetler var olursa, kuşatılmış, zayıflatılmış ve etkisiz hale getirilmiş olacaktır. Bütün bunlar, Hz. Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) mesajından ilham alınarak gerçekleştirilecektir.